/> Termodinamiğin 2. Yasası: Entropi Nedir? | GazeteBlog
Giriş
 

Termodinamiğin 2. Yasası: Entropi Nedir?

Termodinamiğin 2. Yasası: Entropi Nedir?Termodinamiğin ikinci yasası diğer adıyla entropi termal işlemlerde yönü belirler. Suyun yukarıdan aşağıya akması gibi ısı da sıcaktan soğuğa akar. Bu yönü belirleyen entropidir. Tüm termal işlemlerde entropi ya sıfırdır, ya pozitiftir. Eğer entropi sıfır ise işlem geri döndürülebilir, eğer pozitifse işlem geri döndürülemezdir. Termodinamiğin ikinci yasası termal süreçte yapılan bir işi ve verilen iç enerjiyi geri döndürmenin imkansız olduğunu göstererek sonsuz bir döngünün mümkün olamayacağını ispatlar. (Bilim ve Teknik Aralık 2012, sayı:541, sayfa:59)

Buraya kadar teknik olarak bahsettiğim termodinamiğin ikinci yasası özet olarak ve daha anlaşılır şekliyle; evrende kendi haline, doğal şartlara bırakılan tüm sistemlerin zamanla doğru orantılı olarak düzensizliğe, dağınıklığa ve bozulmaya doğru gideceğini söyler. Diğer bir deyişle entropi yasası her şeyin yıprandığını söyleyen yasadır. Canlılar yaşlanır ve ölür, otomobiller paslanır ve evrendeki düzensizlik artar. Sistemlerdeki düzensizlik arttıkça, entropi de artar. Bu durum da faydalı (iş yapabilir) enerji miktarını azaltır. Faydasız enerjiyi (entropi) arttırır. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Entropi)

Termodinamiğin ikinci yasası (entropi) doğruluğu deneysel olarak kanıtlanmış bir kanun olmakla beraber yüzyılımızın en büyük bilimadamlarından biri kabul edilen Albert Einstein, bu kanunu “bütün bilimlerin birinci kanunu” olarak tanımlamıştır. Amerikalı bilimadamı Jeremy Rifkin, Entropi: Yeni Bir Dünya Görüşü adlı kitabında konuyla ilgili şöyle diyor:

“Entropi Kanunu, tarihin bundan sonraki ikinci devresinde, hükmedici düzen şeklinde kendini gösterecektir. Albert Einstein, bu kanunun bütün bilimlerin birinci kanunu olduğunu söylemiştir; Sir Arthur Eddington ondan, bütün evrenin en üstün metafizik kanunu olarak bahseder.”

Teoloji ve felsefede ise entropi kanunu belki de insanların yeryüzünde keşfettikleri en büyük kanunlardan biridir. Bu kanun en güzel tariflerinden bir tanesi “Kainatta her şey, kendini minimum enerji ve maksimum düzensizliğe çekmek ister.” şeklindedir. Aslına bakarsanız tanımdaki “maksimum düzensizlik” kavramı da bir “düşük enerji” eğilimini ifade eder, ancak kanunun biraz daha anlaşılabilir olması için güzel bir ilavedir. Yani aslında gerçek tanım şudur: “Kainatta her şey kendini minimum enerjiye çekmek ister.” Bu kanun kainatın her yanında o kadar çok gözümüz önündedir ki örnekleri saymakla bitmez. Mesela:

Ör 1 : Yukarıdan bırakılan bir taş, aşağı düşmek ister. Çünkü aşağı dediğimiz nokta, yukarı dediğimiz noktadan daha düşük bir enerji seviyesine sahiptir.

Ör 2 : Demir bir kaba sıkıştırılan bir gaz kendini dışarı atmak ister. Çünkü dış ortamdaki gazlar daha düzensizdir.

Ör 3 : Baskı ile kontrol altına alınan toplumlar o baskıyı kırmak isterler. Çünkü baskı onları bir düzene sokmak ister ancak toplum daha düzensiz olmak ister.

Bu kanun aracılığı ile kainatı bir yaratıcının yönettiği ve idare ettiğinin ispat edilmiş olduğunu savunan görüşler mevcuttur: Madem kainatta her şey kendini minimum enerjiye çekmek istiyor, öyleyse kainatı dağılmaktan ve düzensizliğe gitmekten alıkoyan bir enerjiye ihtiyaç vardır. Bu enerji kainaatın her yerinde, mikro alemden, makro aleme kadar hükümlerini icra edebilmelidir; kainatın düzenini ve enerji seviyesini devam ettirebilmesi ancak bu şekilde mümkün olabilir. (http://tr.wikipedia.org/wiki/Entropi)

Bu görüşü destekler şekilde görüşlerini bildiren bilimadamları da vardır. Bunlardan bazılarının konu ile ilgili sözleri ise şöyle:

Nobel ödüllü ünlü Alman fizikçi Max Planck: “Özetlemek gerekirse, pozitif bilimler tarafından doğanın dev yapısı hakkında bize öğretilen her şey, kesin bir düzenin hüküm sürdüğünü göstermektedir; bu, insan zihninden bağımsız bir düzendir. Algılarımızla tanımlayabildiğimiz kadarıyla, bu düzen ancak amaçlı bir düzenleme sayesinde ortaya çıkmış olabilir. Dolayısıyla evrenin bilinçli bir düzene sahip olduğuna dair açık kanıt vardır.” (Max Planck’ın Mayıs 937 tarihli tebliğinden; A. Barth, The Creation, 1968, s. 144.)

Ünlü İngiliz fizikçi Paul Davies: “Evrende nereye bakarsak bakalım, en uzaktaki galaksilerden atomun derinliklerine kadar, bir düzenle karşılaşırız… Bu düzenli, özel evrenin merkezinde “bilgi” kavramı yatmaktadır. Yüksek derecede özelleşmiş olan ve organize edilmiş bir düzenleme sergileyen bir sistem, tarif edilebilmek için çok yoğun bir bilgi gerektirir. Ya da bir başka deyişle bu sistem yoğun bir “bilgi” içermektedir… Bu durumda çok merak uyandırıcı bir soru ile karşı karşıya geliriz. Eğer bilgi ve düzen, sürekli olarak yok olmaya yönelik doğal bir eğilime sahiplerse, Dünya’yı çok özel bir yer kılan bütün o bilgi ilk başta nereden gelmiştir? Evren, zembereği yavaş yavaş boşalan bir saate benzemektedir. Öyleyse ilk başta nasıl kurulmuştur?” (Paul Davies, “Chance or Choice: Is the Universe an Accident?”, New Scientist, vol. 80, 1978, s. 506.)

Albert Einstein: “Açıkçası, a priori (önkabul) olarak, Dünya’nın, ancak bizim onu düzenleyici aklımızla düzenlediğimiz takdirde kanunlu (düzenli) hale gelebileceğini beklememiz gerekir. Bu, bir lisandaki kelimelerin alfabetik dizilimi gibi bir düzen olacaktır… Ama maddesel Dünya’da, a priori olarak beklemememiz gereken çok yüksek seviyede bir düzen vardır. Bu bir “mucize”dir ve bilgimizin gelişmesine paralel olarak daha da güçlenmektedir.” (Albert Einstein, Lettres á Maurice Solovine, 1956, ss. 114-115.)

.

Yararlanılan Kaynaklar

Bilim ve Teknik Aralık 2012, sayı:541, sayfa:59

Wikipedia

Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter

Benzer Yazılar:

  1. Aşk Ayrıntıda Gizlidir 16. Bölüm: Gerçek nedir?
Bu yazıya hemen yorum yapabilirsiniz.

Bu Yazıyı Yorumlayın